Akşam evlerinizde dinlenmek üzere koltuklarınızda uzanırken televizyondan ya da sosyal medya hesaplarınızdan şöyle bir gündeme bakabilme şansınız varsa son günlerde siyasi veya medyatik kişilerin gözaltına alındığı ve tutuklandığı haberlerini sıklıkla duymaya başlamışsınızdır. Medya gündeminin de bu yönde seyir etmesi nedeniyle bu yazımda, bir koruma tedbiri olan “yakalama ve gözaltı” işlemleri hakkında birkaç kelam etmeyi tercih ettim. Yine bir koruma tedbiri olan “tutuklama” işlemindense takip eden yazılarımda bahsetme fırsatım elbette ki olacaktır. Kaldı ki tutuklamayı anlayabilmek için önce gözaltını bilmek, gözaltını anlayabilmek için de yakalamaya vakıf olabilmek gerekir.
Bir kişinin gözaltına alınmasının doğal bir sonucu, aslında o kişinin öncelikle yakalanmış olmasıdır. Henüz yakalanmamış bir kişi, yine doğal olarak gözaltına da alınabilmiş değildir. Başka bir ifadeyle gözaltına alma işleminin, yakalama işlemini de kendi içerisinde barındırdığını söylememiz mümkündür. Bir diğer ilişkili nokta ise her iki tedbirin de kişi özgürlüğünü kısıtlamasında bulunmaktadır. Kişi özgürlüğünün kısıtlanmasına ilişkin olarak yapılan işlemler basit bir mesele olmayıp hukuka aykırı olması halinde, hak ihlallerini ve bazı durumlarda da ayrı bir suçu beraberinde getirmektedir.
Ceza Muhakemesi Kanunu’nda düzenlenen Yakalama ve Gözaltı tedbirleri, aralarındaki bu doğal ilişkinin sonucu gereği öncelikle bahsi geçen kanunun 90. Maddesinde yakalamaya ilişkin hükümler ile başlamış ve bu hükümlerde yakalamaya ilişkin usul kuralları belirlenmiştir. Takip eden maddelerinde ise gözaltına ilişkin hükümlere yer verilmiş ve bir gözaltı kararı verilebilmesini, öncelikle madde 90’daki koşullar dahilinde yakalaması yapılan kişi ile ilgili olarak sınırlamıştır. Yani bir kişi hakkında gözaltı kararı verilebilmesi için öncelikle o kişinin CMK madde 90’da belirtilen kurallara göre yakalanmış bir kişi olması gerekmektedir.
Başka bir ifadeyle; CMK m. 90’daki yakalama şartları oluşmamış ve gündelik hayatına devam etmekte olan bir kişi ile ilgili olarak çıkarılan gözaltı kararları ya da yakalama emirlerinin usul ve yasaya aykırı olduğunu söylememiz, yanlış olmayacaktır.
Peki yakalama nedir? Yakalama işlemi kimler hakkında uygulanır? Kimler yakalanır, kimler yakalar?
Anayasa Mahkemesi, “yakalama” kavramını; “yakalama kişi özgürlüğünün yargıç kararına dayalı olması zorunluluğu aranmaksızın geçici olarak ve genellikle tutuklama amacıyla polis tarafından kısıtlanması” olarak tanımlamıştır. Mahkeme’ye göre “yakalama bir yaptırım değil, belli bir yaptırımın ya da sağlık veya güvenlik önleminin uygulanmasına olanak sağlayan bir kurum, kişinin el altında bulundurulması zorunlu durumlar için kaçınılmaz bir önlemdir. (Y. 12. C.D. 2013/24713 E. 2014/1778 K.)
Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği madde 4’e göre yakalama; “Kamu güvenliğine, kamu düzenine veya kişinin vücut veya hayatına yönelik var olan bir tehlikenin giderilmesi için denetim altına alınması gereken veya suç işlediği yönünde hakkında kuvvetli iz, eser, emare ve delil bulunan kişinin gözaltına veya muhafaza altına alma işlemlerinden önce özgürlüğünün geçici olarak ve fiilen kısıtlanarak denetim altına alınmasını” ifade eder.
Yakalama işlemi, CMK m. 90 uyarınca ilk etapta hakim kararı ya da savcı talimatı dahi olmaksızın aşağıda belirtilen şartların varlığı halinde herkes tarafından yapılabildiği gibi yalnızca kolluk görevlilerince yapılabildiği durumları da barındırabilmektedir. Ancak her halükarda kolluk görevlileri tarafından Cumhuriyet savcısına hemen bilgi verilerek emri doğrultusunda hareket edilecektir.
Kişiye suçu işlerken rastlanması, suçüstü bir fiilden dolayı izlenen kişinin kaçması olasılığının bulunması veya hemen kimliğini belirleme olanağının bulunmaması hallerinde herkes tarafından geçici olarak yakalama yapılabilir.(CMK m. 90/1) Kuvvet kullanma yetkisine sahip olmayanlar tarafından yapılabilen bu yakalama türü, adli makamlara haber verilmesi akabinde kolluk ekiplerinin gelmesine kadar olan süreçle sınırlıdır. Devamında yakalanan kişi kolluk ekiplerine teslim edilmelidir.
Kolluk görevlileri, tutuklama kararı veya yakalama emri düzenlenmesini gerektiren ve gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde; Cumhuriyet savcısına veya âmirlerine derhâl başvurma olanağı bulunmadığı takdirde, yakalama yetkisine sahiptirler. (CMK m.90/2) Kolluk, yakalandığı sırada kaçmasını, kendisine veya başkalarına zarar vermesini önleyecek tedbirleri aldıktan sonra, yakalanan kişiye kanunî haklarını derhal bildirir.(CMK m.90/4)
Birinci fıkraya göre yakalanıp kolluğa teslim edilen veya ikinci fıkra uyarınca görevlilerce yakalanan kişi ve olay hakkında Cumhuriyet savcısına hemen bilgi verilerek, emri doğrultusunda işlem yapılır. (CMK m. 90/5)
Gözaltı nedir? Yakalanan kişi hakkında gözaltı süreci ne zaman devreye girer?
Gözaltına alma; Kanunun verdiği yetkiye göre, yakalanan kişinin hakkındaki işlemlerin tamamlanması amacıyla, yetkili hâkim önüne çıkarılmasına veya serbest bırakılmasına kadar kanunî süre içinde sağlığına zarar vermeyecek şekilde özgürlüğünün geçici olarak kısıtlanıp alıkonulmasını ifade eder. (Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği madde 4)
CMK madde 90’a göre yakalanan kişi, Cumhuriyet Savcılığınca bırakılmazsa, soruşturmanın tamamlanması için gözaltına alınmasına karar verilebilir. (CMK m.91/1-1) Gözaltına alma, bu tedbirin soruşturma yönünden zorunlu olmasına ve kişinin bir suçu işlediği şüphesini gösteren somut delillerin varlığına bağlıdır.(CMK m.91/2)
Görüldüğü üzere gözaltına alma işlemi, CMK m. 90’daki belirtilen şartlar dahilinde yakalanan bir kişi için yapılabilmektedir. Örneğin bir kişinin suçüstü yakalamasının yapılması halinde bir gözaltına alma işlemi yapılabilecektir.
Peki, suç işlerken yakalanmamış, hala özgür olan bir kişi hakkında başlatılan soruşturma kapsamında, ilgili şüpheli hakkındaki işlemler nasıl yürütülecektir? Şüphelinin ifadesi nasıl alınacaktır?
İşte bu tarz durumlarda günümüzde hatalı bir şekilde direkt olarak bir yakalama emri düzenlenerek kişi hakkında doğrudan gözaltı kararı verilmekte; kişi evinde ailesiyle vakit geçirirken, işyerinde/ofisinde çalışırken, arkadaşlarıyla dışarıda vakit geçirirken kolluk ekipleri tarafından yakalanarak gözaltına alınmaktadır. Yukarıda da açıkça görüldüğü gibi gözaltına alma işlemi ancak ve ancak yakalama şartlarının varlığı haliyle sınırlıyken gündelik hayatımıza devam ettiğimiz sırada birden özgürlüğümüzün kısıtlandığı durumlarla karşı karşıya kalmaktayız.
Suçüstü hali olmadıkça bir soruşturma kapsamında şüpheli hakkında işlemlerin devam etmesi, şüphelinin ifadesinin alınabilmesi için öncelikle şüpheliye bir çağrı kağıdının tebliğ edilerek ifade vermek üzere adli kolluk/savcılığa davet edilmesi gerekmektedir. Şüphelinin davete icap etmesi karşısında adli işlemlere devam etmede ya da ifade alma hususunda zaten bir engel olmayacaktır. Ancak bu davete icap etmeyen şüpheli ile ilgili olarak bir yakalama emri düzenlenebilir ve gözaltına alma süreci işletilebilir. Nitekim Ceza Muhakemesi Kanunu 98. Madde bizzat bu hususu düzenlemektedir.
Ceza Muhakemesi Kanunu madde 98:
“Soruşturma evresinde çağrı üzerine gelmeyen veya çağrı yapılamayan şüpheli hakkında, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından yakalama emri düzenlenebilir. Ayrıca, tutuklama isteminin reddi kararına itiraz halinde, itiraz mercii tarafından da yakalama emri düzenlenebilir. (CMK m. 98/1) Yakalanmış iken kolluk görevlisinin elinden kaçan şüpheli veya sanık ya da tutukevi veya ceza infaz kurumundan kaçan tutuklu veya hükümlü hakkında Cumhuriyet savcıları ve kolluk kuvvetleri de yakalama emri düzenleyebilirler.(CMK m.98/2) Kovuşturma evresinde kaçak sanık hakkında yakalama emri re’sen veya Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim veya mahkeme tarafından düzenlenir. (CMK m.98/3) Yakalama emrinde, kişinin açık eşkâli, bilindiğinde kimliği ve yüklenen suç ile yakalandığında nereye gönderileceği gösterilir. (CMK m.98/4)”
Özetle; suç işlerken rastlanılmamışsa, suçüstü bir fiilden dolayı izlenen kişinin kaçma olasılığı bulunması veya hemen kimliğinin belirlenme olanağının bulunmaması veya yakalama emri düzenlenmesini gerektirecek CMK m. 98’de yer alan sebeplerin bulunması gibi hususlar söz konusu değilse bir kişi hakkında işyerinde, evinde, okulunda gözaltına alma işlemi yapılması ilgili mevzuatımıza ve hukuka aykırıdır.
İlgili kişilerin öncelikle çağrı yolu ile ifade vermeye davet edilmesi, davete icap edilmediği takdirde bir yakalama emri düzenlenerek işlemlere devam edilmesi usul, yasa ve hukuka uygun olacaktır.